cinsel etkinlik, cinsel ilişki, cinsel işlev, cinsellik, cinsiyet, dişilik, erlik
Cins kelimesi sözlükte tür, çeşit; aralarında ortak özellikler bulunan varlıklar topluluğu; soy, kök, asıl; yüksek nitelikte olan demektir.
Ayrıca yakın türlerin içinde toplandıkları birlik anlamına da gelir.
Bunun yanında cins, ıstılahta seks; erkekle kadını birbirinden ayıran genetik (cinsiyet kromozomları) ve anatomik (bedensel yapı), fizyolojik (hormonlar), ruhsal farklar, bu şekilde farklılaşan cinslerden her birisi; cinsel etkinliklerden alınan haz ve doyum olarak tanımlanmıştır. Bu bağlamda cinselliği, bireylerin cinslik gereği olarak gösterdikleri, iki cinslikten her birinin ötekini araması, kendine çekmesi, birleşimdeki özel rolleri, yavrular karşısındaki davranışları ve her birinin yaşamadaki ruh durumları gibi, cinsel özelliklerin topu olarak tanımlayabiliriz. Cinselliği bu kavramlar çerçevesinde tanımlamanın yanında onun ilişkili olduğu diğer kavramlardan da söz etmek gerekir.
Cinsel” ise erlik ve dişilik niteliklerine değindir. Bu terimdeki cins deyimi, sadece erkek ve kadın türlerini dile getirir ve bunların erkeklik ve kadınlık özellikleriyle ilgilidir. Cinsel işlevi açıklamak gerekirse o, kesinlikle kalıtımsal bir özelliktir ve başlangıçta gıdıklanma duygusunun fazlalığıyla kendini gösterir. Diğerleriyle birlikte bu işlev de yaygınlaşarak şişme, kabarma, ereksiyon ve otomatik güdüler yoluyla aynı anda çeşitli noktalarda var olan tepkiler gibi bir gelişme çizgisi izler. Dolayısıyla cinsel işlev, cinselliğin uygulanan kısmını belirtir. O, artık düşünce olmaktan çıkıp eyleme dönüşmüştür.
“Cinsellik”, cinsel ilişkiye dair davranışları, tutumları, düşünceleri ve yönelimleri içine alan; her ne kadar bazı toplumlarda kendi başına bir olgu olarak algılanabilse de, gömülü olduğu ekonomik, siyasi ve kültürel boyutlara gönderme yapmaksızın hakkında inceleme yapılması mümkün olmayan bir kavramdır. O, içinde bulunduğu toplumun karakterini taşır ve bu anlamda değişebilen bir olgudur. Bir anlamda karmaşık ve diğer faktörlerle birlikte açımlanabilen bir eylemdir. Kendi başına çok az şey ifade eder.
Cinsel eğilimin ne olduğunu ortaya koymak da cinselliğin çerçevesinin çizilmesini sağlayacaktır. İnsan, hemcinslerine yönelik bir eğilime sahiptir, başkalarının hizmet ve emeğinden yararlanmadığı sürece bu eğilim zevklerin nesnesi olarak doğrudan doğruya diğer insanları hedef alır. Gerçi insanlarda başkalarının etinden zevk alma eğilimi yoktur ama böyle bir durum söz konusu olduğu zaman bu bir eğilimden çok savaştan dolayı alınan bir öç olur, ne var ki, bu yine de iştah diye tanımlanabilecek ve başkasından zevk duymaya dayanan bir eğilim olarak kalır. Bunun adı, cinsel eğilimdir . Cinsel eğilim bir nevi erkeğin kadına ve kadının erkeğe duyduğu ihtiyaçtır. Bu ihtiyaç, insanın yeryüzüne ayak basışından ölümüne değin onunla birlikte yaşayacak bir gerçekliktir. Ne erkek ne de kadın onsuz, var oluşunu tamamlayamaz. Ancak çiftin birbirine eğilim göstermesiyle cinsellik doğal mecrasında akışını sağlayabilmektedir.
Cinsel eylem ise, çok genel bir deyişle, bedenin cinsel bölgeleriyle bir biçimde doğrudan ya da dolaylı olarak ilişkisi bulunan eylemler bütünü olarak tanımlanabilir. Erkek ve kadının cinsel davranışta bulunması cinsel eylem olabileceği gibi eylemi hatırlatan dolaylı cinsel davranışlar da bu kategoriye girer. Yani erkekliğin ve kadınlığın cinsel amaç için yaratılan uzuvları, cinsel eylemin en önemli iki dinamiğidir. Bunlar olmadan cinsel eylem doğal haliyle yapılmaz. Bu anlamda cinsel eylem hislerden ziyade davranışa yönelik bir tutumdur. Cinselliği, sadece insan cinsi bağlamında ortaya koymak yeterli olmayabilir. İnsan dışındaki diğer canlıların özellikle hayvanların da cinsel güdüleri vardır. Onlar, türlerinin karşı cinsleriyle zamanı geldiğinde çiftleşirler. Bu noktada esasında insan cinselliğiyle hayvan cinselliği arasında fark vardır. Özellikle insan cinselliğinin amacıyla hayvan cinselliğinin amacı arasında belirgin bir ayrım söz konusudur. Kuşkusuz hayvanların da bir iç dünyası vardır, ancak çözümlenebildiği kadarıyla, bu iç dünya, kendilerine cansız ve hiçbir dinamik gelişmeye sahip olmayan bir nesneymişçesine verilmiş gibi görünmektedir. İnsanın erotizmi, hayvan cinselliğinden işte bu çerçevede yani ruhsal birikimler içermesiyle farklıdır. İnsanın bilincinde erotizm, kendi varlığını sorgulamasına yol açan bir öğedir. Hayvanların cinselliği, yapılarına, belki de hayatlarını tehdit eden bir dengesizlik unsuru soksa bile, hayvan bunun bilincinde değildir. Yaşamında cinselliğin yaratmış olabileceği bir sorgulama yoktur . Kısaca, insanın cinsel devinimi, hayvanın cinsel deviniminden farklı olduğu oranda erotizm olur. Ayrıca insanın yaptığı cinsel girişimler hayvansı ve ilkel amaçlı olmamalıdır. Burada aslında insanın cinselliğinde hayvanınkinden farklı olarak bir inceliğin olduğu görülür.
cinsel ilişki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cinsel ilişki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Kasım 2010 Çarşamba
20 Kasım 2010 Cumartesi
Gebelikte Cinsel Yaşam nasıl olmalı,Gebelikte Cinsel Yaşam pozisyonu,gebelik cinsellik
Gebelikte Cinsel Yaşam
Çoğu kez, gebeliğin cinsel arzuyu artırdığı mı, yoksa azalttığı mı, sorusu ortaya çıkar. Gebelik döneminde fizyolojik açıdan cinsel organlarda daha fazla kan toplandığı için cinsel arzuların artması gerekir.Gebeliğin başlangıcında vajina duvarlarının esnek duruma gelmesi, erkekte de artan bir uyarılma oluşturur. Gebelik sırasında kadının cinsel yaşamla ilgili düşünceleri üç kategoriye ayrılabilir. Birinci gruba giren kadınlar, gebe kaldıkları zaman kadınlıklarına daha fazla güvenmeye başlar. Bu güven duygusu ve arzular birleşince, o zamana kadar olmadık şekilde, orgazmı tadarlar. Artık gebe kalmak korkusu da ortadan kalktığı için, kendilerini daha çok zevke kaptırırlar. Bu, özellikle ilk zamanlar ve ilk gebelik için söz konusudur. Fakat bu durumda kadınlar, fazla uyarılmadan kaçınmalı, çok sıkı ve derin birleşmelere yanaşmamalıdır.
İkinci grup kadınlarda annelik sevgisi uyanır, bütün öteki arzular zayıflar. Annelik bilinci, özellikle gebeliklerin orta devresinde, cenin hareketlerini duyumsayan kadınlarda görülür. Böyle kadınlar, eşlerini cinsel birleşimden caydırmaya çalışır. Bu gruptan kadınlar, gebelik sırasında geçici olarak cinsel soğukluğa yakalanır.
Cinsel yaşama karşı tiksinti duyarlar ve bundan dolayı suçluluk duygusu çekerler. Çünkü bunlar, cinsel ilişkinin amacının üremek olduğuna inanmıştır. Başkaları ise kör inançlarla doludur ve cinsel birleşim sırasında ana rahmindeki çocuğun başı sarsıldığı takdirde, aşırı şehvetli ya da geri zekâlı bir bebek dünyaya getirmekten çekinir.
Erken doğum veya düşük yapmaktan da korkabilirler. Erken doğum ya da düşük yapmak eğiliminde olan kadınların dışında, her türlü cinsel yaşamdan kaçınan kadınlar, akıllıca davranmış olmaz; bu durumda koca ile barış içinde yaşamak çok zorlaşır. Kadın direnmeye devam ettiğinde, kocasına başka türlü yardımcı olmalıdır.
Üçüncü gruba, gebelikleri ileri devresine varmış kadınlar girer. Vajina duvarları cinsel ilişki için çok yumuşak duruma gelmiştir. Her iki taraf da hemen hiç uyarılmaz. Zevk duygusu o kadar azdır ki, kadın cinsel yaşama karşı ilgi duymamaya başlar. Rahmin iyice genişlediği son aylarda, cinsel ilişki canını sıkar ve genellikle çok çabuk yorulur.
Erken doğum ve düşük yapmak tehlikesi olmayan kadınlar da aşağıdaki önlemleri göz önünde bulundurmalıdır:
1. Cinsel ilişki; 4. ayın sonuna kadar ortalama haftada bir kez; 7. aya kadar, ayda üç ile dört kez ve 8. ayda iki kez yapılmalıdır. 9. ayda cinsel birleşimden kaçınılmalıdır.
2. Cinsel pozisyonlar gebelik ilerledikçe değiştirmelidir. Fazla derine girmemeyi ve ihtiraslı hareketler yapmamayı, erkek kendisine kural edinmelidir, kadın da hareketlere katılmalıdır.
3. Cinsel organlar kesinlikle uyarılmamalı; bunun yerine göğüsler okşanabilir. Göğüs uyarılmaları rahmin kasılmasını sağlar, fakat kadın eğer gebelikten önce buna alışıksa, erken doğum ve düşük yapmak tehlikesi hemen hemen yoktur. Gebelik sırasında göğüs uyarılmaları özellikle meme uçlarının emilmesi, kadını çocuğu emzirmeye hazırlar. Emmek, meme ucu derisini kuvvetlendirir ve uçları belirginleşir. Gebeliğin ileri devrelerinde hiç bir şekilde parmaklar vajinaya sokulmamalıdır.
4. Erkek cinsel birleşimi, yukarda önerilen sayılardan daha sık yapmakta diretirse ya da kadının canı ilişkide bulunmak istemezse, kadın durumun üstesinden ustalıkla gelmeli, erkeği kabaca reddetmemelidir. Karşılıklı uyarma sırasında, konuşma konusunu değiştirmeli ve erkeğin arzularını hafifletmelidir. Bunda başarılı olamazsa, kocasın okşamayla orgazma ulaştırmalıdır.
Kadının bu pozisyonu uygulaması, erkekte ortak sevgilerinin yeni bir bilincini doğurur ve onu mutluluk duygusuna ulaştırır. Penisin uyarılması herhangi bir nedenden olanaklı değilse ya da erkek birleşimde diretirse kadın arkadan yan pozisyonu alabilir. Erkeğin boşalmasını hızlandırmak için kadın, kaba etlerini ritmik hareketle kasabilir ve penisin uyarılmasını artırabilir.
Kısaca toparlamak gerekirse, kadın kocasının isteklerine uyabilir. Fakat bunda sağlığını tehlikeye sokmamalıdır. Eğer bunu gerçekleştirirse, ruhsal ve bedensel sevgiyi tam anlamıyla kazanır, kendisine de, gebeliğin bir hastalık olmadığını kanıtlar.
Çoğu kez, gebeliğin cinsel arzuyu artırdığı mı, yoksa azalttığı mı, sorusu ortaya çıkar. Gebelik döneminde fizyolojik açıdan cinsel organlarda daha fazla kan toplandığı için cinsel arzuların artması gerekir.Gebeliğin başlangıcında vajina duvarlarının esnek duruma gelmesi, erkekte de artan bir uyarılma oluşturur. Gebelik sırasında kadının cinsel yaşamla ilgili düşünceleri üç kategoriye ayrılabilir. Birinci gruba giren kadınlar, gebe kaldıkları zaman kadınlıklarına daha fazla güvenmeye başlar. Bu güven duygusu ve arzular birleşince, o zamana kadar olmadık şekilde, orgazmı tadarlar. Artık gebe kalmak korkusu da ortadan kalktığı için, kendilerini daha çok zevke kaptırırlar. Bu, özellikle ilk zamanlar ve ilk gebelik için söz konusudur. Fakat bu durumda kadınlar, fazla uyarılmadan kaçınmalı, çok sıkı ve derin birleşmelere yanaşmamalıdır.
İkinci grup kadınlarda annelik sevgisi uyanır, bütün öteki arzular zayıflar. Annelik bilinci, özellikle gebeliklerin orta devresinde, cenin hareketlerini duyumsayan kadınlarda görülür. Böyle kadınlar, eşlerini cinsel birleşimden caydırmaya çalışır. Bu gruptan kadınlar, gebelik sırasında geçici olarak cinsel soğukluğa yakalanır.
Cinsel yaşama karşı tiksinti duyarlar ve bundan dolayı suçluluk duygusu çekerler. Çünkü bunlar, cinsel ilişkinin amacının üremek olduğuna inanmıştır. Başkaları ise kör inançlarla doludur ve cinsel birleşim sırasında ana rahmindeki çocuğun başı sarsıldığı takdirde, aşırı şehvetli ya da geri zekâlı bir bebek dünyaya getirmekten çekinir.
Erken doğum veya düşük yapmaktan da korkabilirler. Erken doğum ya da düşük yapmak eğiliminde olan kadınların dışında, her türlü cinsel yaşamdan kaçınan kadınlar, akıllıca davranmış olmaz; bu durumda koca ile barış içinde yaşamak çok zorlaşır. Kadın direnmeye devam ettiğinde, kocasına başka türlü yardımcı olmalıdır.
Üçüncü gruba, gebelikleri ileri devresine varmış kadınlar girer. Vajina duvarları cinsel ilişki için çok yumuşak duruma gelmiştir. Her iki taraf da hemen hiç uyarılmaz. Zevk duygusu o kadar azdır ki, kadın cinsel yaşama karşı ilgi duymamaya başlar. Rahmin iyice genişlediği son aylarda, cinsel ilişki canını sıkar ve genellikle çok çabuk yorulur.
Erken doğum ve düşük yapmak tehlikesi olmayan kadınlar da aşağıdaki önlemleri göz önünde bulundurmalıdır:
1. Cinsel ilişki; 4. ayın sonuna kadar ortalama haftada bir kez; 7. aya kadar, ayda üç ile dört kez ve 8. ayda iki kez yapılmalıdır. 9. ayda cinsel birleşimden kaçınılmalıdır.
2. Cinsel pozisyonlar gebelik ilerledikçe değiştirmelidir. Fazla derine girmemeyi ve ihtiraslı hareketler yapmamayı, erkek kendisine kural edinmelidir, kadın da hareketlere katılmalıdır.
3. Cinsel organlar kesinlikle uyarılmamalı; bunun yerine göğüsler okşanabilir. Göğüs uyarılmaları rahmin kasılmasını sağlar, fakat kadın eğer gebelikten önce buna alışıksa, erken doğum ve düşük yapmak tehlikesi hemen hemen yoktur. Gebelik sırasında göğüs uyarılmaları özellikle meme uçlarının emilmesi, kadını çocuğu emzirmeye hazırlar. Emmek, meme ucu derisini kuvvetlendirir ve uçları belirginleşir. Gebeliğin ileri devrelerinde hiç bir şekilde parmaklar vajinaya sokulmamalıdır.
4. Erkek cinsel birleşimi, yukarda önerilen sayılardan daha sık yapmakta diretirse ya da kadının canı ilişkide bulunmak istemezse, kadın durumun üstesinden ustalıkla gelmeli, erkeği kabaca reddetmemelidir. Karşılıklı uyarma sırasında, konuşma konusunu değiştirmeli ve erkeğin arzularını hafifletmelidir. Bunda başarılı olamazsa, kocasın okşamayla orgazma ulaştırmalıdır.
Kadının bu pozisyonu uygulaması, erkekte ortak sevgilerinin yeni bir bilincini doğurur ve onu mutluluk duygusuna ulaştırır. Penisin uyarılması herhangi bir nedenden olanaklı değilse ya da erkek birleşimde diretirse kadın arkadan yan pozisyonu alabilir. Erkeğin boşalmasını hızlandırmak için kadın, kaba etlerini ritmik hareketle kasabilir ve penisin uyarılmasını artırabilir.
Kısaca toparlamak gerekirse, kadın kocasının isteklerine uyabilir. Fakat bunda sağlığını tehlikeye sokmamalıdır. Eğer bunu gerçekleştirirse, ruhsal ve bedensel sevgiyi tam anlamıyla kazanır, kendisine de, gebeliğin bir hastalık olmadığını kanıtlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)