aids hastalığı hakkında bilgi AİDS, AİDS DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER, AİDS KURTULMA, AİDS PROBLEMİ, AİDS SORUNLARI, AİDS YARDIM, AİDS ÖLÜM, HİV AİDSTEN KURTULMA YOLLARI, AİDS TEDAVİSİ YÖNTEMLERİ
"AIDS" Nasıl Bulaşır? Nasıl Bulaşmaz?
Türkçesi "Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu" olarak ifade edilen AIDS i, çağımızın en korkunç hastalıklarından biri olarak nitelendirebiliriz. AIDS hastalığının etkeni bir virüs olup kısaca HIV olarak adlandırılmaktadır. Bu virüsün 2 tipi vardır; HIV - 1 dünyada en yaygın görülen AIDS etkeni virüsüdür. HIV - 2 ise daha nadir olarak görülür, ancak batı Afrika da sık rastlandığı bildirilmiştir.
AIDS, kişiyi hastalıklara karşı koruyan bağışıklık sisteminin zayıflamasından dolayı ortaya çıkan hastalıklar kombinasyonu için kullanılan tıbbi bir tanımdır. Bağışıklık yetmezliği, HIV in neden olduğu enfeksiyon sonrası ortaya çıkar. Bu virüs insanın bağışıklık sistemini bozarak, vücudun normalde dirençli olduğu birçok hastalığa karşı kendini koruyamamasına neden olur. Bağışıklığını kaybetmiş olan insan vücudu, herhangi bir basit solunum yolu enfeksiyonuna, mantar enfeksiyonlarına ve benzerlerine kolayca yenik düşebilmektedir. AIDS, HIV enfeksiyonunun son safhasıdır. HIV / AIDS tüm dünyada hızla yayılmaktadır. Hastalığa ait özellikler;
Kan yoluyla ve cinsel ilişkiyle hızla yayılabilmektedir.
Kadınlarda ve erkeklerde, yani her iki cinste de görülebilmektedir
Her yaştaki insanlarda görülebilir
HIV / AIDS in kesin tedavisi halen yoktur
HIV / AIDS in henüz koruyucu bir aşısı da mevcut değildir
AIDS virüsünü kanında taşıyan kişi ya AIDS taşıyıcısı, ya da AIDS hastası konumundadır. AIDS taşıyıcısı olan bir kişi, hiç bir klinik belirti göstermeden toplum içinde yaşıyabilmektedir. Fakat, belli bir süre sonunda ( ortalama 2 -8 yıl ) taşıyıcı kişi, çeşitli klinik belirtiler göstererek AIDS hastası olmaktadır. AIDS hastasını bekleyen kesin son ise, ( tedavi edici bir ilaç bulunmadığı sürece ) ölümdür.HIV / AIDS in Bulaşma Yolları
Cinsel ilişki, kanında HIV taşıyan kişiyle cinsel ilişkide ( vajinal, anal veya oral ) bulunmakla HIV bulaşabilir
Kan yoluyla, HIV / AIDS li kişinin kan, kan ürünleri, doku veya organlarının nakliyle bulaşabilir
HIV / AIDS li anneden gebeliği süresince veya doğum esnasında bebeğe HIV geçebilmektedir. Daha az oranda olmakla beraber annenin bebeği emzirmesiyle ( anne sütüyle ) bebeğe HIV bulaşabilir
HIV Nasıl Bulaşmaz
El sıkışma
Sosyal öpüşme ( yanaktan yanağa )
Kucaklaşma
Başkasının giysisini giyme ile
Tükrük, göz yaşı, ter, öksürük, aksırıkla HIV bulaşması söz konusu değildir. Yiyeceklerle, aynı tabak, çatal, kaşık, bardak, aynı tuvalet ve banyoyu kullanma, telefon ve benzerlerini kullanmakla HIV / AIDS bulaşmamaktadır.Toplu taşıma araçlarında olduğu gibi ortak ve kalabalık mekanlarda bulunmakla da HIV / AIDS bulaşmaz. Sivrisinek ve her türlü böceğin sokmasıyla da HIV in bulaşmadığı kanıtlanmıştır.
Yapılan araştırmalarla, hekim ve hemşirelerin olduğu kadar HIV / AIDS li hasta ve hasta yakınlarının da bu konudaki bilgilerinin genelde yetersiz oldukları saptanmıştır. Sağlıkla ilgili her konuda yeterli düzeyde bilgi sahibi olması gereken hemşire ve yardımcı sağlık personeli yanında, hastalığın yayılmasında önemli rolleri olan taşıyıcıların da yayılma ve korunma yolları konusunda bilgi sahibi olması insani bir görev kabul edilmelidir.
HİV etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HİV etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Kasım 2010 Perşembe
23 Kasım 2010 Salı
aids belirtileri, aids hastalığı, aids problemleri, aidse tedavi, hiv, hiv belirtileri, hıv problemi
Etken: AIDS (Acquired Immune Deficieny Syndrome, Akkiz İmmün Yetmezlik Sendromu), HIV adı verilen bir virüsün etken olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. HIV’in HIV-1 ve HIV-2 olarak adlandırılan iki tipi tanımlanmıştır.Kuluçka süresi: Vakaların %50-70’inde virüs alındıktan 2-4 hafta sonra viremi, gripal enfeksiyonu andıran belirtilere yol açar.Bu akut evreden sonra latent dönem başlar. Vakaların %30-50’sinde akut hastalık belirtileri ortaya çıkmaz ya da hafif geçer ve fark edilmez. Bu vakalarda tanı, bulaşmadan aylar ya da yıllar sonra immün yetmezlik bulgularının ortaya çıkması ile konulur
Bulaşma Yolları: Cinsel ilişki, kan ve kan ürünleri, anneden bebeğe olmak üzere üç yolla HIV bulaşmaktadır;
1. Cinsel ilişki: HIV enfeksiyonu her türlü (homoseksüel, heteroseksüel, vajinal, oral, anal) korunmasız yapılan cinsel temasla bulaşabilmektedir. Bulaşma için HIV pozitif kişi ile yapılan tek bir cinsel temas bile yeterli olup, cinsel temas sayısı arttıkça bulaş olasılığı artmaktadır.
2. Kan ve kan ürünleri: Kanında virüsü taşıyan kişilerden alınmış kan ve kan ürünleri ile hastalık bulaşabilmektedir. 1985 yılında testlerin bulunması ile dünyanın her yerinde kan ve kan ürünlerinin hastaya verilmeden önce HIV yönünden test edilmesi zorunlu bir hale getirilmiştir. Türkiye’de 1987 yılından beri tüm kan ve kan ürünlerine ELISA yöntemi ile test yapıldıktan sonra hastaya verilmektedir. Bu nedenle 1987 yılından beri kan ve kan ürünleri ile olan bulaş azalmıştır. Ancak hastalığın 10–12 hafta süren pencere döneminin olması ve acil durumlarda test yapılmadan kan ve kan ürünlerinin kullanılabilmesi az da olsa bu yolla geçiş olabileceğini göstermektedir. Bu oran 1/36000 – 1/225000 olarak bildirilmektedir. Kontrolsüz kan nakli, Kullanılmış ve dezenfekte edilmemiş, şırınga, iğne, cerrahi aletler, diş hekimliği aletleri, dövme aletleri, akupunktur iğneleri, jilet, makas gibi tüm kesici ve delici aletler ile, HIV’li erkek ve kadınının cinsel organlarındaki kanamaların veya adet kanının penise, vajinaya ve ağıza teması ile,Damar içi madde kullananların paylaştıkları iğne, enjektör ve madde eritilen kaşıklar ile,HIV’li organ, doku ve sperm nakli ile bulaş olasılığı bulunmaktadır. 3. Anneden bebeğine: Tüm bulaşların %5-10’u bu yolla olmaktadır. HIV pozitif anneden bebeğine gebelik, doğum veya emzirme sırasında bulaşabilmektedir. Bu oran %20-30 olup, gebe annenin tedavisi ile bu oran %8-10’lara düşebilmektedir. Sütle geçme oranı fazla olmamakla birlikte, HIV pozitif annelere emzirme önerilmemektedir. Sağlık personeline bulaşma: Sağlık personeline HIV’nin geçişi iğne, enjektör batması ile, infekte vücut sıvıları ile bulaşmış mukozal temasla mümkün olabilmektedir. İğne batması ile bulaşma riski, iğnenin çapının geniş olmasıyla, derine batmasıyla ve iğne üzerinde kanın varlığında artmaktadır. Ortalama risk % 0.2-0.5’tir. Mukozal temasta bulaşma riski ise % 0.1’dir. Temas eden infekte vücut sıvısının miktarı ve temas süresi bulaşmada önem taşımaktadır.
Bulaşmadığı Durumlar :
Tükürük, gözyaşı, ter, aksırık, öksürük, idrar, dışkı ile,
El sıkışma, deriye dokunma, okşama, kucaklama, sosyal öpüşme ile,
Çatal, kaşık, bardak, tabakların ortak kullanımı ile,
Telefon kulaklığı ile,
Ortak tuvalet, duş, musluk, yüzme havuzu, deniz, sauna, hamam kullanımı ile,
Aynı odada bulunma, aynı okulda okuma, aynı havayı soluma ile,
Sivrisinek ve diğer böceklerin sokması ile,
Kedi, köpek ve diğer hayvanlarla yaşamak ile HIV bulaşmamaktadır.
Tanı: ELISA yöntemi ile yapılan test HIV enfeksiyonu tanısında, taramasında ucuz olması, standardize edilmiş bir yöntem olması, güvenilirliğinin %97.3 gibi büyük bir oranda olması ve çabuk sonuç vermesi yönünden en fazla kullanılan bir yöntemdir. Sonucun “Western blot” ile doğrulanmasının yapılması gerekmektedir. ELISA yöntemi ile yapılan test, Üniversite Hastaneleri, SSK ve Devlet Hastanelerinde ve Özel laboratuvarlarda yaptırılabilmektedir.
Tedavi: HIV/AIDS tedavisi iki bölümde incelenmektedir.
1. Primer hastalığın tedavisi: ( Antiretroviral tedavi, ART ) Yapılan araştırmalar neticesinde son yıllarda primer hastalığa yönelik tedavide ilerlemeler kaydedilmiştir.Antiretroviral tedavinin amaçları yaşam süresini uzatmak, yaşam kalitesini artırmak, HIV enfeksiyonunun etkilerini azaltmak, kilo kaybını durdurmak ve yavaşlatmaktır Ancak antiretroviral tedavinin uygulama şekli zor, yan etkileri fazla ve maliyeti çok yüksektir. En uygun şartlarda uygulanan tedavi yöntemleri ile bile bugün için HIV/AIDS’de tam kür elde etmek mümkün değildir.
2. Fırsatçı enfeksiyonlar ve kanser hastalıklarının tedavisi: HIV/AIDS hastalarında fırsatçı enfeksiyonların tedavisi ve profilaksisi antiretroviral tedavi kadar önemlidir. Hastalıkların çoğunun tedavisi mümkün olmakla birlikte, ilaçlar pahalı, yan etkileri fazla ve uzun süreli tedavi gerekmektedir. Ayrıca tedavi sonrasında hastalıkların tekrar ortaya çıkmasını engellemek için ilaçlar düşük dozda ömür boyu verilmekte ve hasta sürekli doktor kontrolünde olmaktadır. Fırsatçı enfeksiyonların tedavisi kadar profilaksisi de büyük önem taşımaktadır.
Klinik belirtiler: • Belirli bir nedene bağlı olmaksızın haftalarca süren derin bitkinlik, • 2 ay içerisinde beklenmedik % 10’ dan fazla kilo kaybı, • Birkaç haftadan uzun süren sebebi açıklanamayan ateş, titreme ve gece terlemeleri, • İlk bakışta çürüğe benzeyen, ancak kaybolmayan, ağrısız, vücudun her yerinde bulunabilen düzgün, sert ve gittikçe büyüyen pembe-kızıl renkli lekeler, • Belirgin bir sebebi olmayan ve 2 haftadan uzun süren koltuk altı ve boyun lenf bezlerinde şişlik, • Solunum güçlüğü ve kuru öksürük, • Ağızda devamlı beyaz lekeler bulunması, uçuklar, • Kronik diyare.
Sifilis ve HIV enfeksiyonu: Sifilis hastalarında, çifte enfeksiyon görülme sıklığının yüksek olması nedeniyle, bu kişilerin HIV testi yaptırmaları önerilmelidir. HIV ile infekte kişilerde görülen nörolojik hastalıkların nörosifilis ile ayırıcı tanısı yapılmalıdır. Klinik belirtiler sifilisin varlığını gösteriyor,fakat serolojik testler negatif veya sonuçlanmamışsa, lezyonların biyopsisi, karanlık saha incelemesi ve lezyonlardan alınan materyalde direkt floresan antikor tetkiki gibi alternatif testler uygulanmalıdır. Konjenital sifilis vakalarında, anneye HIV testi yapılmalı ve eğer test pozitif ise, bebek izlenmek için sevk edilmelidir. HIV ile infekte kişilerde, erken sifilisin tedavisi, HIV ile infekte olmayan kişilerle aynıdır. Buna rağmen, bazı otoriteler Treponema pallidum ve HIV ile çifte enfeksiyonu olan kişilerde, BOS’un incelenmesini önermektedirler. Bütün vakalar, tedavinin uygunluğu açısından dikkatle izlenmelidir.
Bulaşma Yolları: Cinsel ilişki, kan ve kan ürünleri, anneden bebeğe olmak üzere üç yolla HIV bulaşmaktadır;
1. Cinsel ilişki: HIV enfeksiyonu her türlü (homoseksüel, heteroseksüel, vajinal, oral, anal) korunmasız yapılan cinsel temasla bulaşabilmektedir. Bulaşma için HIV pozitif kişi ile yapılan tek bir cinsel temas bile yeterli olup, cinsel temas sayısı arttıkça bulaş olasılığı artmaktadır.
2. Kan ve kan ürünleri: Kanında virüsü taşıyan kişilerden alınmış kan ve kan ürünleri ile hastalık bulaşabilmektedir. 1985 yılında testlerin bulunması ile dünyanın her yerinde kan ve kan ürünlerinin hastaya verilmeden önce HIV yönünden test edilmesi zorunlu bir hale getirilmiştir. Türkiye’de 1987 yılından beri tüm kan ve kan ürünlerine ELISA yöntemi ile test yapıldıktan sonra hastaya verilmektedir. Bu nedenle 1987 yılından beri kan ve kan ürünleri ile olan bulaş azalmıştır. Ancak hastalığın 10–12 hafta süren pencere döneminin olması ve acil durumlarda test yapılmadan kan ve kan ürünlerinin kullanılabilmesi az da olsa bu yolla geçiş olabileceğini göstermektedir. Bu oran 1/36000 – 1/225000 olarak bildirilmektedir. Kontrolsüz kan nakli, Kullanılmış ve dezenfekte edilmemiş, şırınga, iğne, cerrahi aletler, diş hekimliği aletleri, dövme aletleri, akupunktur iğneleri, jilet, makas gibi tüm kesici ve delici aletler ile, HIV’li erkek ve kadınının cinsel organlarındaki kanamaların veya adet kanının penise, vajinaya ve ağıza teması ile,Damar içi madde kullananların paylaştıkları iğne, enjektör ve madde eritilen kaşıklar ile,HIV’li organ, doku ve sperm nakli ile bulaş olasılığı bulunmaktadır. 3. Anneden bebeğine: Tüm bulaşların %5-10’u bu yolla olmaktadır. HIV pozitif anneden bebeğine gebelik, doğum veya emzirme sırasında bulaşabilmektedir. Bu oran %20-30 olup, gebe annenin tedavisi ile bu oran %8-10’lara düşebilmektedir. Sütle geçme oranı fazla olmamakla birlikte, HIV pozitif annelere emzirme önerilmemektedir. Sağlık personeline bulaşma: Sağlık personeline HIV’nin geçişi iğne, enjektör batması ile, infekte vücut sıvıları ile bulaşmış mukozal temasla mümkün olabilmektedir. İğne batması ile bulaşma riski, iğnenin çapının geniş olmasıyla, derine batmasıyla ve iğne üzerinde kanın varlığında artmaktadır. Ortalama risk % 0.2-0.5’tir. Mukozal temasta bulaşma riski ise % 0.1’dir. Temas eden infekte vücut sıvısının miktarı ve temas süresi bulaşmada önem taşımaktadır.
Bulaşmadığı Durumlar :
Tükürük, gözyaşı, ter, aksırık, öksürük, idrar, dışkı ile,
El sıkışma, deriye dokunma, okşama, kucaklama, sosyal öpüşme ile,
Çatal, kaşık, bardak, tabakların ortak kullanımı ile,
Telefon kulaklığı ile,
Ortak tuvalet, duş, musluk, yüzme havuzu, deniz, sauna, hamam kullanımı ile,
Aynı odada bulunma, aynı okulda okuma, aynı havayı soluma ile,
Sivrisinek ve diğer böceklerin sokması ile,
Kedi, köpek ve diğer hayvanlarla yaşamak ile HIV bulaşmamaktadır.
Tanı: ELISA yöntemi ile yapılan test HIV enfeksiyonu tanısında, taramasında ucuz olması, standardize edilmiş bir yöntem olması, güvenilirliğinin %97.3 gibi büyük bir oranda olması ve çabuk sonuç vermesi yönünden en fazla kullanılan bir yöntemdir. Sonucun “Western blot” ile doğrulanmasının yapılması gerekmektedir. ELISA yöntemi ile yapılan test, Üniversite Hastaneleri, SSK ve Devlet Hastanelerinde ve Özel laboratuvarlarda yaptırılabilmektedir.
Tedavi: HIV/AIDS tedavisi iki bölümde incelenmektedir.
1. Primer hastalığın tedavisi: ( Antiretroviral tedavi, ART ) Yapılan araştırmalar neticesinde son yıllarda primer hastalığa yönelik tedavide ilerlemeler kaydedilmiştir.Antiretroviral tedavinin amaçları yaşam süresini uzatmak, yaşam kalitesini artırmak, HIV enfeksiyonunun etkilerini azaltmak, kilo kaybını durdurmak ve yavaşlatmaktır Ancak antiretroviral tedavinin uygulama şekli zor, yan etkileri fazla ve maliyeti çok yüksektir. En uygun şartlarda uygulanan tedavi yöntemleri ile bile bugün için HIV/AIDS’de tam kür elde etmek mümkün değildir.
2. Fırsatçı enfeksiyonlar ve kanser hastalıklarının tedavisi: HIV/AIDS hastalarında fırsatçı enfeksiyonların tedavisi ve profilaksisi antiretroviral tedavi kadar önemlidir. Hastalıkların çoğunun tedavisi mümkün olmakla birlikte, ilaçlar pahalı, yan etkileri fazla ve uzun süreli tedavi gerekmektedir. Ayrıca tedavi sonrasında hastalıkların tekrar ortaya çıkmasını engellemek için ilaçlar düşük dozda ömür boyu verilmekte ve hasta sürekli doktor kontrolünde olmaktadır. Fırsatçı enfeksiyonların tedavisi kadar profilaksisi de büyük önem taşımaktadır.
Klinik belirtiler: • Belirli bir nedene bağlı olmaksızın haftalarca süren derin bitkinlik, • 2 ay içerisinde beklenmedik % 10’ dan fazla kilo kaybı, • Birkaç haftadan uzun süren sebebi açıklanamayan ateş, titreme ve gece terlemeleri, • İlk bakışta çürüğe benzeyen, ancak kaybolmayan, ağrısız, vücudun her yerinde bulunabilen düzgün, sert ve gittikçe büyüyen pembe-kızıl renkli lekeler, • Belirgin bir sebebi olmayan ve 2 haftadan uzun süren koltuk altı ve boyun lenf bezlerinde şişlik, • Solunum güçlüğü ve kuru öksürük, • Ağızda devamlı beyaz lekeler bulunması, uçuklar, • Kronik diyare.
Sifilis ve HIV enfeksiyonu: Sifilis hastalarında, çifte enfeksiyon görülme sıklığının yüksek olması nedeniyle, bu kişilerin HIV testi yaptırmaları önerilmelidir. HIV ile infekte kişilerde görülen nörolojik hastalıkların nörosifilis ile ayırıcı tanısı yapılmalıdır. Klinik belirtiler sifilisin varlığını gösteriyor,fakat serolojik testler negatif veya sonuçlanmamışsa, lezyonların biyopsisi, karanlık saha incelemesi ve lezyonlardan alınan materyalde direkt floresan antikor tetkiki gibi alternatif testler uygulanmalıdır. Konjenital sifilis vakalarında, anneye HIV testi yapılmalı ve eğer test pozitif ise, bebek izlenmek için sevk edilmelidir. HIV ile infekte kişilerde, erken sifilisin tedavisi, HIV ile infekte olmayan kişilerle aynıdır. Buna rağmen, bazı otoriteler Treponema pallidum ve HIV ile çifte enfeksiyonu olan kişilerde, BOS’un incelenmesini önermektedirler. Bütün vakalar, tedavinin uygunluğu açısından dikkatle izlenmelidir.
Etiketler:
aids belirtileri,
aids hastalığı,
aids problemleri,
aidse tedavi,
hıv problemi,
HİV,
hiv belirtileri
8 Aralık 2009 Salı
AİDSTEN KURTULMA YOLLARI, AİDS TEDAVİSİ YÖNTEMLERİ
"AIDS" Nasıl Bulaşır? Nasıl Bulaşmaz?
AIDS, kişiyi hastalıklara karşı koruyan bağışıklık sisteminin zayıflamasından dolayı ortaya çıkan hastalıklar kombinasyonu için kullanılan tıbbi bir tanımdır. Bağışıklık yetmezliği, HIV in neden olduğu enfeksiyon sonrası ortaya çıkar. Bu virüs insanın bağışıklık sistemini bozarak, vücudun normalde dirençli olduğu birçok hastalığa karşı kendini koruyamamasına neden olur. Bağışıklığını kaybetmiş olan insan vücudu, herhangi bir basit solunum yolu enfeksiyonuna, mantar enfeksiyonlarına ve benzerlerine kolayca yenik düşebilmektedir. AIDS, HIV enfeksiyonunun son safhasıdır.
HIV / AIDS tüm dünyada hızla yayılmaktadır. Hastalığa ait özellikler;
- Kan yoluyla ve cinsel ilişkiyle hızla yayılabilmektedir.
- Kadınlarda ve erkeklerde, yani her iki cinste de görülebilmektedir
- Her yaştaki insanlarda görülebilir
- HIV / AIDS in kesin tedavisi halen yoktur
- HIV / AIDS in henüz koruyucu bir aşısı da mevcut değildir
HIV / AIDS in Bulaşma Yolları
- Cinsel ilişki, kanında HIV taşıyan kişiyle cinsel ilişkide ( vajinal, anal veya oral ) bulunmakla HIV bulaşabilir
- Kan yoluyla, HIV / AIDS li kişinin kan, kan ürünleri, doku veya organlarının nakliyle bulaşabilir
- HIV / AIDS li anneden gebeliği süresince veya doğum esnasında bebeğe HIV geçebilmektedir. Daha az oranda olmakla beraber annenin bebeği emzirmesiyle ( anne sütüyle ) bebeğe HIV bulaşabilir
- El sıkışma
- Sosyal öpüşme ( yanaktan yanağa )
- Kucaklaşma
- Başkasının giysisini giyme ile
- Tükrük, göz yaşı, ter, öksürük, aksırıkla
Yapılan araştırmalarla, hekim ve hemşirelerin olduğu kadar HIV / AIDS li hasta ve hasta yakınlarının da bu konudaki bilgilerinin genelde yetersiz oldukları saptanmıştır. Sağlıkla ilgili her konuda yeterli düzeyde bilgi sahibi olması gereken hemşire ve yardımcı sağlık personeli yanında, hastalığın yayılmasında önemli rolleri olan taşıyıcıların da yayılma ve korunma yolları konusunda bilgi sahibi olması insani bir görev kabul edilmelidir.
alıntıdır tip2000
Etiketler:
AİDS,
AİDS DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER,
AİDS KURTULMA,
AİDS ÖLÜM,
AİDS PROBLEMİ,
AİDS SORUNLARI,
AİDS YARDIM,
HİV
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)